Hangi hastalığı olanlar askere gidemez ?

Kadir

New member
Hangi Hastalığı Olanlar Askere Gidemez? Bir Sorunun Derinliklerine İniyorum

İlk kez askere gitme çağrısı aldığımda, sadece heyecanlı değildim, aynı zamanda bir miktar endişeliydim. Ailem, arkadaşlarım ve çevrem, askere gitme süreci hakkında pek çok şey anlatmıştı. Ama nedense gözden kaçırdıkları bir şey vardı: Sağlık. Birçok genç gibi, fiziksel yeterliliğin her şey olduğunu düşünüyordum. Ancak, zamanla fark ettim ki, askere gitme meselesi sadece bedensel değil, aynı zamanda ruhsal ve psikolojik bir mesele. Peki, hangi hastalıkları olanlar askere gidemez? Bu sorunun altında yatan sağlık kriterleri üzerine düşündüğümde, birçok belirsizlikle karşılaştım. Bu yazımda, askere gitmek için gereken sağlık şartlarını sorgularken, bu sürecin eksik yönlerine dikkat çekmeye çalışacağım.

Askerlik ve Sağlık: Fiziksel Yeterlilikten Fazlası

Birçok insan askere gitmenin fiziksel yeterlilikle ilgili olduğunu düşünür. Ancak bu, ne kadar doğru? Türk Silahlı Kuvvetleri, askerliğe uygunluk için belirli sağlık kriterlerine dayanır. Bunlar, genellikle bedensel hastalıklar, ruhsal bozukluklar, görme ve işitme problemleri, kalp hastalıkları gibi pek çok durumu kapsar. Ama şunu soruyorum: Bu kriterler gerçekten sağlıklı bir bireyi doğru bir şekilde tanımlamak için yeterli mi? Birçok genç, askere gitmeden önce sağlık taramalarına giriyor ve belki de en basit sağlık problemleri yüzünden sevk ediliyor. Örneğin, astım hastalığı olanlar, şeker hastalığı ya da kalp rahatsızlıkları olanlar için durum çok net. Ancak, başkaları için durum o kadar belirgin değil.

Düşünsenize, belki de psikolojik bir rahatsızlık nedeniyle askere gitmekten muaf tutulan bir kişi, toplumsal anlamda “sağlıklı” kabul ediliyordur. Ancak içsel mücadeleleri, belki de daha ciddi bir sorundur. Toplumda askere gitmeme gerekçesi olarak kabul edilen hastalıklar, bazen yalnızca dışsal bir göstergedir. Bu da aklımı kurcalayan başka bir soru: Ruhsal sağlık bedensel sağlık kadar önemli olmalı mı?

Kadınların Perspektifi: Empati ve İlişkisel Yaklaşım

Kadınların askerlik hizmetine ilişkin farklı bir bakış açısı sunduğunu gözlemledim. Toplumda yaygın olarak kadınların daha empatik ve ilişki odaklı bir tutum sergilediği düşünülür. Bir kadının, sağlık açısından askerlik muafiyeti olan birini anlaması, belki de bu kişinin yaşadığı psikolojik ya da bedensel zorluklarla ilgili daha derin bir empati geliştirmesine neden olabilir. Örneğin, bazı kadınlar, eşlerinin ya da yakınlarının askerlik sağlık muafiyeti ile ilgili daha fazla araştırma yapıp, onları nasıl daha iyi anlayabilecekleri konusunda içsel bir çaba gösteriyorlar.

Kadınlar için askerlik her zaman doğrudan bir deneyim olmasa da, ailevi bağlar üzerinden bir yansıma gösteriyor. Kadınlar, belki de daha fazla duygusal anlamda bağ kuruyorlar. Burada toplumsal bir perspektiften bakıldığında, kadınların bu sağlık kriterleriyle empatik bir şekilde yaklaşmaları, aslında bazı hastalıkların ya da engellerin gözden kaçmasını engelleyen önemli bir faktör olabilir. Bir insanın ruhsal sağlığı, fiziksel sağlığı kadar önemlidir. Bu noktada, sadece askerlik için değil, toplumdaki sağlık politikaları için de önemli bir düşünce ortaya çıkıyor: Ruhsal hastalıkların göz ardı edilmesi, ne kadar sağlıklı bir toplum oluşturur?

Erkeklerin Perspektifi: Strateji ve Çözüm Odaklı Yaklaşım

Erkekler genellikle çözüm odaklıdır ve askere gitmeme durumu, bu bağlamda “stratejik” bir bakış açısı gerektirebilir. Özellikle sağlık durumu yüzünden askerlikten muaf olanlar, bu durumu daha çok stratejik bir avantaj olarak görebilirler. “Askerlikten muaf olmam, bana avantaj sağlar” gibi düşünceler, bazı erkeklerin kafasında yankı bulabilir. Ancak, bu stratejik bakış açısı, hastalıkların gerçekten önemli olup olmadığı konusunda bazı yanılgılara yol açabilir. Örneğin, toplumda şeker hastalığı ya da yüksek tansiyon gibi hastalıklar, bazı insanlar tarafından pek de önemli görülmeyebilir. Hâlbuki bu tür hastalıklar, uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Askerlikte muafiyet durumları, bazen bireylerin gerçekten sağlıklarıyla ilgilenmesini zorlaştırabilir, çünkü sadece askerlik hizmeti açısından bakıldığında, hastalık daha az önemliymiş gibi algılanabilir.

Zihinsel ve Ruhsal Durumlar: Gerçekten Görülmeyen Hastalıklar

Fiziksel sağlık sorunları gözle görülebilir ve genellikle bir hastalığı tanımlamak daha kolaydır. Ancak ruhsal hastalıklar, genellikle dışarıdan görünmeyen bir durumdur. Depresyon, anksiyete, panik atak gibi ruhsal rahatsızlıklar, pek çok genç için askere gitme kriterlerinde göz ardı edilen unsurlardır. Toplumda genellikle “savaşçı” veya “güçlü” olmak, askerliğin özüdür gibi bir algı vardır. Ama bu algı, ruhsal hastalıkları daha da görünmeyen hale getirir. Oysa, zihinsel sağlık sorunları, bir kişinin askerlik sürecinde karşılaşabileceği zorlukları artırabilir ve gerçek anlamda bir iyileşme süreci gerektirir.

Birçok kişi, askerlikten muafiyet almayı sadece fiziksel hastalıklarla ilişkilendirir. Ancak, askerlik zorunluluğu bir insanın ruhsal dayanıklılığına da etki eder. Ruhsal sağlık sorunları olan birinin, askerlik gibi bir süreçte karşılaşacağı stresle başa çıkabilmesi daha zordur. O zaman, bu tür ruhsal hastalıkların göz önünde bulundurulması gerekmiyor mu?

Sonuç: Sağlık Kriterleri ve Adalet Arayışı

Sonuç olarak, askerlikte hangi hastalıkların geçerli olduğuna karar verirken, yalnızca fiziksel sağlığı değil, ruhsal sağlığı da göz önünde bulundurmalıyız. Sağlık kriterleri, bireyin toplumda ve askerlikteki rolünü tanımlarken adil olmalıdır. Askerlik süreci, sadece bir fiziksel dayanıklılık testi değil, aynı zamanda psikolojik bir dayanıklılık gerektiriyor. Sağlık kriterlerinin daha holistik bir şekilde değerlendirilmesi, toplumdaki herkesin daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir yaşam sürmesini sağlayabilir.

Bunu sorarak bitiriyorum: Acaba askerlikte, ruhsal ve zihinsel sağlık sorunları daha fazla göz önünde bulundurulmalı mı?